Kanda azot bulunması hali. Kanda ki azot miktarı litrede 30-40 santigramı aşmadıkça bunun bir önemi yoktur. Üre biçimindeki azot proteinli maddelerden gelir; çünkü azot sadece proteinli maddelerin moleküllerinde bulunur. Sağlam bir kimsenin kanında azot bulunmaması, böbreklerin, içinde azot bulunan üre ve asit ürik gibi organizma için zararlı ürünleri vücut dışına yolladığını gösterir.
Gerçekten de bir litre kanın içinde sadece 30-40 santigram azot bulunduğu halde, bir litre sidiğin içinde üre şeklinde 20-25 gram azot bulunur. Kanda azot miktarının artması böbreklerdeki bir yetersizliği ya da hastalığı gösterir. Kandaki azot miktarının binde biri açması halinde organizmada üremi adı verilen zehirlenme baş gösterir. Bu nedenle, kanda azot oranının artması halinde, bir yandan böbrekleri tedavi etmek, bir yandan da protein açısından zengin olan et ve yumurta gibi besinlerin yenmesini azaltmak gerekir.
Proteinli maddeler bol oranda azot üretirler; azotemi durumunda böbrekler azotu süzemeyip Kanda birikmesine yol açtıklarından, azot üreten proteinli maddelerin yenmemesi doğru olur.
Azotemi
3 Haziran 2009 ÇarşambaGönderen turkiyya zaman: 14:47 0 yorum
Etiketler: HEMATOLOJI, İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
PROSTAT
24 Nisan 2009 Cuma
Prostat (erbezi):
Erkeklerde mesanenin (sidik kesesi) altında yer alan ve bu bölümdeki idrar kanalını .epeçevre saran bir dokudur. Genç yaştaki erkeklerde salgıladığı maddelerle üremede yol alır.
25-50 yaş erkeklerde prostatın değişik yolllarla edinilmiş iltihapları (prostatit), idrar sıklığında artış, yanma, bazen de akıntılarla karşımıza çıkmaktadır. Bu olguların tedavileri çeşitli ilaçlarla mümkün olmaktadır.
Prostat 50 yaşından sonra ise, kesin nedeni bilinmemekle beraber kendi iç yapısında bazı değişimler gösterir. Bu değişimler iyi huylu büyümeler (prostat hiperplazisi) ve kötü huylu değişimler (prostat tümörü) olarak ortaya çıkmaktadır.
Prostat Hiperplazisi:(Prostatın iyi huylu büyümesi)
İnce ve zorlu işeme, geceleri idrara kalkma yakınmalarıyla ortaya çıkmaktadır. Bu hastaların geç dönemlerde idrarlarını hiç yapamadıklarından, sonda taşımak zorunda kalırlar.
Tedavi seçiminde şikayetlerin düzeyine göre; ilaç tedavileri, açık ve kapalı prostat ameliyatları önerilebilir. Bu yolla da hastaların rahat idrar yapabilmeleri sağlanır.
Özellikle vurgulanması gereken şudur ki: günümüzde açık olsun, kapalı olsun prostat ameliyatları bir bademcik ameliyatı veya bir sezaryenden daha riskli değildir. Bu ameliyatların cinsel hayata olumsuz etkileriyle de artık karşılaşılmamaktadır.
Prostat Tmnürü: (Prostatın kötü huylu değişimleri)
Erken dönemde ancak prostat muayenesi ve ve kan tahliliyle yakalanmaktadır. Yani bu hastalık başlangıçta hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyen bir davranış gösterir.
İşte bu yüzden: 50 yaşını geçen her erkeğin prostat yönünden Urolojik muayenesini önerilmektedir. Aksi halde teşhiste geç kalınmış prostat tümörlerinde yaygın kemik ağrıları olan, yürümede zorluk çeken, kemiklere, karaciğer ve akciğere sıçramalar gösteren bir hasta ile karşılaşabilir. Bu aşamadaki geç kalmış hastaların tedavi sonuçları ise yüz güldürücü olmaktadır.
Gönderen turkiyya zaman: 14:13 0 yorum
Etiketler: ERKEK HASTALIKLARI, İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
İDRAR KAÇIRMA (ÜRİNER İNKONTİNANS)
5 Mart 2009 Perşembe
Üriner inkontinans miksiyon inhibisyonu yapmaya çalışırken idrar kaçırma olarak tanımlanır ve çok değişik formları vardır. Tüm yaş gruplarında yaygın olan; bireysel ve büyük sosyal ve psikolojik sorunlara kadar giden hoş olmayan semptomlara yol açar.
İnkontinans, hastaların partnerlerinde ve ailelerinde önemli etkilere yol açar ve tüm toplumda önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. Üriner inkontinans insidansı yaşla birlikte artar ve toplumda yaşlı bireylerin %30’unun etkilendiği tahmin edilmektedir.
Üriner inkontinanslı hastaların harcamaları sadece hastalıkla ilgili olmayıp çamaşır yıkama vb.gibi harcamaların yanında inkontinansla birlikte perineal rash, ağrı ve üriner trakt enfeksiyonu gibi medikal komplikasyonların tedavilerindeki harcamalarıda içerir. Hastalar sık sık depresyona girer ve toplumdan izole olurlar. Bu faktörlere rağmen hastalar ne yazık ki gerekli önlemleri ihmal etmektedirler. Hastalar nadiren medikal yardım ararlar ve tedavi alanlarda sıklıkla yetersiz tedavi alırlar.
Klinisyen üriner inkontinanslı hastayı etkili değerlendirmek ve tedavi etmek için alt üriner sistem patofizyolojisini iyi bilmeli ve uygun tedaviyi seçmelidir. Basit konservatif yaklaşımlar özellikle hastalar yaşlıysa sıklıkla önemli faydalar sağlar ancak dikkatli seçilmiş hastalarda arasıra daha ileri tetkikler yapmak uygundur. Bu yazıda üriner inkontinansla ilgili alt üriner sistem disfonksiyon patofizyolojisini geçerli tedavi, teknik ve seçenekleri gözden geçirilmiştir.
Alt Üriner Sistem Patofizyolojisi ve Üriner İnkontinansa Bakış:
İnsan alt üriner sistemi üç ayrı fizyolojik bölümden oluşmaktadır. Mesanenin kendisi, detrüssor kas ve kontinansı sağlayan valv mekanizması olan üriner sfinkter. Bu üç yapı anatomik ve fonksiyonel olarak birlikte çalışırlar fakat alt üriner sistem disfonksiyonlarında her biri etkilenerek üriner inkontinansa sebep olabilirler.
Alt üriner sistem parasempatik ( S2-S4) ve sempatik ( T10-L2) otonomik ve somatik (S2-S4) innervasyona sahiptir. Mesane dolumu sırasındaki düşük basınçla böbrekte idrar üretiminin devamına izin verir. Sfinkterik mekanizma üriner kontinans sağlanması sırasında kapalıdır.
Mesanenin dolumu sırasında detrussorun gevşemesi dinamik komplians olarak adlandırılır. Detrussonun bu mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır fakat sempatik ve parasempatik innervasyon arasındaki karşılıklı etkileşimin etkili olduğu şüphesizdir. Maksimum mesane kapasitesine ulaşıldığında ( 400-500 ml) uygun zaman ve yerde miksiyon başlarken detrüssör kas kontraksiyonunu takiben koordineli olarak üretral ve sfinkterik aktivite düşer.
Mesane çıkışındaki düz kasların parasempatik aktivasyon ve eş zamanlı sempatik inhibisyonla uyarılmasıyla miksiyon başlar. Mesane dokusunun otonomik işleyişi ve işemenin istemli kontrol altında olması düşünülecek olursa bu komplex etkileşimin arasına birçok patolojik olayın girerek üriner inkontinansla sonuçlanmasına şaşılmamalıdır.
Yaşlanma ve üriner inkontinans arasındaki ilişkiyi açıklamak zordur. Yaşlı hastalarda alt üriner sistemde birkaç değişim kaydedilmekle beraber üriner inkontinans gelişiminden yalnız bunlar sorumlu tutulmamalıdır.
Dolum sırasında istemsiz detrussor (Mesane kası) kontraksiyonları (kasılmalarını) suprese edilebilirken fonksiyonel mesane kapasitesi düşük olabilir. Üriner akım hızının düşmesi ve işeme sonrası mesanedeki rezidüel (kalan) idrar artışı gibi durumların hiçbiri tek başına üriner inkontinansa yol açmaz, yaşlı hastalar gece aldıkları sıvıyı sık sık ekskrete ederler ve bu durum kalp hastalığı, renal hastalık ve erkeklerdeki prostat hastalığına sekonder mesane çıkım obstrüksiyonunu ağırlaştırabilir ve nadiren üriner inkontinansla sonuçlanabilir.
Genç hastalarda inkontinans başlangıcında hemen hemen aynı sebepler mevcuttur. Yaşlı hastalarda minör bir olay hastalarda inkontinans oluşmasında yeterli olabilirken bazen bu faktörlerin tümü mevcut olabilir. Ve sonuçta basit tedavi önlemleriyle yeterli üriner kontrol yeniden sağlanabilecektir.
Gönderen turkiyya zaman: 11:49 0 yorum
Etiketler: İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
SONDA NASIL TAKILIR
Bu yazıda Hidrofilik Jelli Sonda takılması ve çıkartılmasını nasıl yapıldığını konuşacağız.
Hidrofilik Jelli Sonda takılması ve çıkartılması kolay olduğu için üretranıza (Kolay Kullanımlı)uygundur. Bu kateterin (sonda). Ürün ıslak durumda kaygandır. Hidrofilik Jelli Sonda kullandığınızda duyarlı üretra mukozası ile temas halinde olan yüzey sadece su tabakasıdır. Hidrofilik Jelli Sonda ile siz hoş olmayan sürtünmeden ve ayrıca bir lubrikant kullanımından kurtulacaksınız. Kullanımdan önce Hidrofilik Jelli Sondayı sadece 30 saniye süre ile suya daldırın. Böylece kateter suyu yüzeye bağlıyacak ve kateterizasyon süresince yüzeyin ıslak kalmasını sağlayacaktır. Bu yolla Hidrofilik Jelli Sonda takarken ve çıkarırken size kolaylık sağlayacaktır.
ERKEKLER İÇİN HİDROFİLİK JELLİ SONDA KULLANIMI:
- Ellerinizi bol su ile yıkayın ve kateteri hazırlayın.
- Kendinize uygun pozisyonu bulun.Oturarak veya ayakta durarak mümkün olduğunca rahat olun.
- Penisi karna, yukarı doğru kaldırın.Böylece üretranız doğrulaşacak ve kateteri takmanız kolaylaşacaktır.
- Penisinizi çok fazla sıkmayın.
- Kateteri takmadan önce hafifçe öne bükün.Böylece idrarınız isteğiniz dışında bir yere akmaz.
- İdrar gelmeye başlayana kadar kateteri yavaşça üretra yolu ile mesaneye doğru takın.
- İdrar gelişi bittiğinde penisinizi tekrar karnınıza doğru kaldırarak kateteri çıkarınız.
- Kateteri atın ve ellerinizi bol su ile yıkayın.
KADINLAR İÇİN HİDROFİLİK JELLİ SONDA KULLANIMI:

Üretra açıklığı küçük bir yıldıza benzer. Başlangıçta bir ayna doğru yeri bulmanızı sağlayacaktır.Kateteri takma alışkanlığını edindikten sonra üretra açıklığını hissederek bulmanız daha kolay bir yoldur ve sizin daha esnek olmanızı sağlayacaktır.
- Ellerinizi bol su ile yıkayın ve kateteri hazırlayın.
- Kendinize uygun pozisyonu bulun.Mümkün olduğunca rahat bir pozisyonda oturmaya çalışın.
- En azından başlangıç aşamasında bir ayna üretra açıklığınızı bulmanızı kolaylaştırılacaktır.
- Kalçanızı hafifçe öne doğru itin.
- Bir elinizi işaret ve orta parmağın yardımı ile dudakları ayırın ve hafifçe yukarı doğru çekin.Böylece üretra açıklığınızı daha rahat görebilirsiniz.
- Kateteri takmadan önce hafifce öne bükün. Böylece idrarınız isteğiniz dışında bir yere akmaz.
- İdrar gelmeye başlayana kadar kateteri yavaşca üretra yolu ile mesaneye doğru takın.
- İdrar gelişi bittiğinde kateteri çıkarın.
- Kateteri atın ve ellerinizi yıkayın.
Hidrofilik Jelli Sonda bir sgdmedikal'in ürünüdür, bu yazı bu ürününün kullanma kılavuzunu kaynak alınarak hazırlanmıstır.
Gönderen turkiyya zaman: 11:20 0 yorum
Etiketler: İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
ÜRİNER KATETERLER (SONDA)
Erkeklerde akut retansiyonu gidermek amacıyla alt üriner sistem kateterizasyonu yapılabilir.Eskiden Mısır’lıların ürettiği üriner kateterlerin olduğu ve Victorian’lar zamanında erkeklerin alt üriner sistem semptomlarını hafifletmek için şapkalarının içinde kısa metal kateterler taşıdıkları papirüslerde yazmaktadır.
Oysa ki tarihte üriner retansiyon sıklıkla ölümle sonuçlanmaktaydı. Günümüzde üriner retansiyonda intermitten veya sürekli kullanılan çok çeşitli kateterler mevcuttur.
Kateterler mesaneye suprapubik veya üretral yolla takılabilir.Üretal kateterler temel olarak ortak dizayna sahiptir fakat boyut,kanal numarası ve bileşen olarak farklıdır.
Önceden kateterler kırmızı kauçuk veya elastik bir maddeden üretilirdi fakat bu üretral mukozada şiddetli bir irritasyona sebep olduğu için artık kullanılmamaktadır.Daha modern kateterler genellikle plastik ve latex bileşeni olan silastik kateterler hemen hemen nonirritan olup,uzun dönem kateter drenajı gerektiren hastalarda veya üretral veya mesane rekonstruktiv ameliyatlarından sonra hızlı iyileşme amaçlı kullanılabilmektedir.
Üretral kateterler mesaneden idrar veya kan drene etmek üzere dizayn edilmiştir.İdrar ince çaplı kateter boşluğundan serbestçe drene olabilirken kanın drene olması ve pıhtı ile tıkanmaması için daha büyük çaplı ve yollu kateter gerektirir.Hematüri kateterleri mesane irrigasyonuna izin veren ek bir kanala sahiptir ve daha fazla pıhtı oluşması engellenir.bazen bü yük prostatı olan erkeklerde kateterin prostatik üretradan geçmesi zor olabilir ve eğik boyunlu kateterle bu zorluk yenilebilir.
Kateter 3 günden daha fazla mesanede kalacaksa kateterin ucundaki küçük balounu şişirerek sutüre etmeye gerek kalmayarak mesanede tutulabilir.Bu foley kateter olarak adlandırılır.
Üretral kateter komplikasyonları arasında üretral travma ve yalancı yol(false passage) veya strüktür gelişimi üriner trakt enfeksiyonu veya septisemi,üretral erezyon,debrisle tıkanma,hematüri, taş oluşumu,kronik sistit ve mesane squamöz hücreli karsinoma gelişimi sa yılabilir.
Üriner retansiyonla gelen hasta başlangıçta 14 Fr foley gibi küçük kateterle olmalıdır.bazen daha büyük prostatı olan erkeklerde prostatik üretrayı aşabilmek için daha sert kateterler gerekebilir.Uzun dönem drenaj gereken hastalarda silastikten üretilen kateterler kullanılmalıdır.
Eğer mesane kanla dolu veya prostatik cerrahi sonrası kanayacağı düşünülen durumlarda 20F-24F gibi irrigasyon yapacak daha büyük kateterler takılmalıdır.Özellikle erkek hastalarda kateter takılırken üretra çok kolay travmatize edilebileceğinden özellikle dikkat edilmelidir.
Eğer kateter takılırken bir rezistans söz konusu ise bir ürologdan yardım alınmalı veya suprapubik kateter denenmelidir.Mümkün olduğu sürece kateter uygulanmaktan kaçınılmalıdır.
Gönderen turkiyya zaman: 10:48 0 yorum
Etiketler: İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
İdrar Kaçırma Hastalığı
4 Mart 2009 Çarşambaİdrar Kaçırma Hastalığı ile İlgili Terimler ve Anlamları
Anüri Nedir:
Böbreklerde idrar yapımının durmasıdır, idrar yapılmadığı için mesane boştur. Hasta hiç idrara çıkmaz. Böbrek fonksiyonları durduğu için, metabolizma artıkları kanda birikerek kanın Ph'sını bozar. Anüri, kanda üremiye neden olur. Üremi öldürücü bir sonuçtur.
Oligüri Nedir:
Böbreklerde idrar yapımı çok azalır. Hasta çok az miktarda idrar yapar. Böbrek fonksiyonu azalmış ve böbrek yetmezliği başlamıştır.
Poliüri Nedir:
Hasta her idrara çıkışta normal miktarın üzerinde idrar yapar. Böbreklerden emilen sıvının tamamı idrar olarak dışarı atılır.
Diürez Nedir:
Hasta sık sık idrar boşaltır. Her boşaltım normal miktardan azdır. Yani idrar yapma sayısı, günlük
olarak artar.
Hematüri Nedir:
Normal olarak idrarda 3-4 lokosit vardır. Eritrosit ise idrarı kan rengine dönüştürecek sayıda yoktur. Hematüri, idrarda kan bulunmasıdır. Kanın rengi kırmızıdır. İdrar yollarında meydana gelen kanamalar sonucu idrara kan karışır.
Piyüri Nedir:
İdrarda iltihabın olmasıdır. İdrar yolları enfeksiyonlarında iltihap idrara karışır. İdrarın rengi iltihaptan dolayı bulanıktır.
Albuminüri Nedir:
İdrarda albuminin bulunmasıdır. Albumin kan plazmasında bulunan kan proteinidir. Önemli böbrek hastalıklarında albumin idrara karışır.
Glükozüri Nedir:
idrarda glikoz (şeker) bulunmasıdır. Glikoz oranı kanda yükselirse, glikoz idrara geçer. Normalde idrarda glikoz bulunmaz. Şekerli besinlerin fazla alınması halinde idrarda glikoz görülebilir. Bu durum geçicidir.
Disüri Nedir:
Hasta idrarını zor ve ağrılı yapar, idrar boşaltım süresi uzar.
Retansiyon Nedir:
Normal olarak böbreklerde yapılan idrar, idrar torbasında (mesane) birikir.
Mesanede biriken idrar belli bir doluluğa ulaşınca refleks ofarak sifinkter açılır ve idrar üretra yoluyla dışarı atılır. Retansiyonda idrar torbası dolu olduğu halde sifinkter açılmaz.İdrar ancak katater uygulanarak boşaltılır.
Gönderen turkiyya zaman: 00:01 0 yorum
Etiketler: İDRAR YOLU VE HASTALIKLARI
