SİNDRİM SİSTEMİ VE HASTALIKLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİNDRİM SİSTEMİ VE HASTALIKLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MİDE FITIĞI (HİATUS HERNİSİ)

6 Haziran 2009 Cumartesi

Bilindiği gibi özofagus (Yemek Borusu) diyafragmadaki bir delikten geçerek, göğüs boşluğundan karın boşluğuna ulaşıp midenin kardia (midenin üst bölümüne) bölümüne açılmaktadır. Özofagusun, diyafragmada içinden geçtiği deliğe “Hiatus özofajikus” denilmektedir.
Bazı durumlarda özofagusun karın boşluğu içindeki bölümü ve midenin kardia bölümünün bir kısmı, diyafragmadaki “Hiatus özofajikus “tan geçerek göğüs boşluğunda fıtıklaşmaktadır.
Bu fıtıklaşma olayına genel anlamda “Hiatus hernisi” denilmektedir. “Herni”, fıtık anlamındadır.
Hiatus hernileri başlıca 2 çeşittir, bunlar:

  1. TİP-I (Aksiyel, kayma-sliding)
  2. TİP-II (Para-Özofageal, Rolling-Dönen)
1) “Slayding hernisi” (kayma fıtığı) vakalarında ise midenin kardia bölümü ve özofagusun son bölümü, karm boşluğundan göğüs boşluğuna fıtıklaşmıştır. Röntgen incelemesinde özofagusun, yukarı kaymış olması nedeniyle adeta bollaşıp kendi üzerinde kıvrımlar yaptığı görülebüir.

2) “Paraözofageal herni” vakalarında ise midenin kardia bölümü yerinde kalır, özofagusun alt bölümü de yerindedir, fakat midenin fundus bölümünün bir kısmı diyafragmadaki hitaus denilen delikten geçerek, göğüs boşluğunda fıtıklaşır.

“Doğumsal kısa özofagus” durumunda özofagus kısa olduğundan, midenin kardia bölümü ve fundusun bir bölümü göğüs boşluğu içinde bulunmaktadır. Midenin bu bölümleri, göğüsteki damarlardan kan alır. Normalde mide yalnızca karın boşluğundaki damarlardan kan alır. Bu gibi doğumsal vakalarda midenin göğüs boşluğundaki bölümünde seroza tabakası bulunmaz.


Hiatus hernilerinde gelişecek olan tek belirti, mide içindeki asitli besinlerin özofagusa kaçmasıyla buradaki dokuyu uyarıp genellikle göğüs kemiği altında hissedilen bir yanma hissidir. Bu yanma hissine “Pirozis” adı verilir. Bu durum genellikle yemekten sonra yatınca, öksürünce ya da eğilindiğinde ortaya çıkmaktadır, Paraözofageal herniler daha az belirti verirler.

İnsanların yaklaşık %40′mda hiatus hernisinin varlığı röntgen incelemesiyle saptanmıştır. Ancak bunların ancak az bir bölümü, klinik belirti vermektedir. Hastalığın tedavisi cerrahidir. Ancak yalnız klinik olarak yakınmalara yol açan vakaların tedavi edilmesi gerekir. Röntgende hiatus hernisi teşhis edilen her vakanın ameliyata alınması yanlıştır, gereksizdir. Reflü sonucu özofagusa gelen asitli maddeler, önce “Reflü azofajiti’ denilen bir özofagus iltihabına yol açarlar. Bu zamanla özofagusta “Peptik ülserlere” dönüşebilir. Peptik ülserler ise nedbe dokusuyla iyileştiklerinde bu bölgede Özofagus darlığına yol açarlar. Özofagus darlıkları da yutma güçlüğüne neden olabilirler. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler, yalnız reflüsü olanlarda ortaya çıkar.

Reflü belirtisi ve buna bağlı olarak pirozis gelişmiş olan hastaların sık, fakat az miktarda yemek yemeleri, yemekten 2-3 saat sonra yatmaları ve antiasit bir ilaç kullanmaları yararlı olabilir.

Reflü (GastroÖzofagial Reflü Hastalığı)

Mide içeriğinin sık olarak özofagusa (yemek borusuna) geçmesi ve irritasyonla alt özofagus bölgesinde inflamasyona (yangı - iltihap) yol açması halidir. En sık rastlanan belirtisi yemekten bir saat sonra ortaya çıkan pyrozis, sternum (göğüs ortasındaki kemik) arkasında duyulan yanma hissi (heartburn)dir.

Mideye geçen gıdalar burada mide asidi ve sindirim enzimleri ile karıştırılırlar. Midedeki gıda ve sıvıların yemek borusuna geri kaçması birkaç mekanizma ile engellenir. Çünkü yemek borusunu kaplayan mukoza denilen tabaka bu sindirim sıvılarına dayanıksızdır.

Bu mekanizmalardan biri LES (Alt Özofageal Sfinkter) denilen, yemek borusunun alt ucunda yer alan yüksek basınç bölgesidir. Eskiden reflünün oluşumu doğrudan bu kasıcı mekanizmanın bozulmasına bağlanırdı. Son yıllarda önemi anlaşılan diğer bir mekanizma ise GEV (Gastroözofageal Valv) denilen, karın içindeki yemek borusunun mideye girişinde meydana getirdiği açıdan kaynaklanan mekanizmadır. Eskiden LES, reflü bariyerinin en önemli elemanı kabul edilirken, son bulgular GEV'in çok daha önemli olduğunu kanıtlamıştır. İşte bu mekanizmaların bozulması ile mide içindeki asid ve sindirim enzimlerinin yemek borusuna geri kaçarak burada tahriş oluşturması ile ortaya çıkan tabloya gastroözofageal reflü veya kısaca reflü denmektedir.

Basit Önlemler:
  1. Yatağın başının kaldırılması
  2. Yatmadan önce yiyecek ve içeceklerden uzak durmak
  3. Sıvı antasid alımı (yemeklerden 1 veya 3 saat sonra ve yatmadan önce 30 ml)
  4. Sigara, Alkol YASAK
  5. Zayıflamak
  6. Özofagus sfinkter basıncını azaltan yiyecek ve ilaçlardan kaçınmak

AKALAZYA

Akalazya Nedir?
Aşağı özofagus sfinkterinin yutkunmaya karşı verdiği normal rölaksasyon cevabının yetersizliği ve özofagus gövdesi boyunca peristaltizmin azalması yada yokluğu ile karekterize bir hastalıktır.
Başka bir deyişle yemek borusunun bir çeşit hareket bozukluğudur. Yemek borusunun alt ucunda yer alan kapakçık sisteminin gevşeyememesi ve bu nedenle yiyeceklerin mideye doğru olan hareketin durması olarak tanımlanır.

Akalazya Belirtiler:

1. Yutma güçlüğü: Hastalık genellikle yavaş bir seyir izler. Normalde yenilen bir şey yutulduğunda 6-10 saniye içerisinde mideye geçmesi gerekirken, akalazya hastaları yediklerinin midelerine çok zor geçtiğini ve yemeklerin göğsün ortasında kaldığını tarif ederler. Bazen yedikleri bir şeyin günlerce yemek borularında kaldığını ifade ederler. Hastalığın ilerlemiş dönemlerinde hem katı, hem de sıvı gıdalara karşı yutma güçlüğü gelişir. Erken dönemde elma, muz, et, taze ekmek, bazende soğuk içecekler hastalığı başlatıcı nedenler olarak hasta tarafından ifade edilir.
2. Sindirilmemiş besinlerin tekrar ağza gelmesi ve bulantı şikayeti dikkat çekicidir.
3. Öksürük: özellikle düz pozisyonda yatarken besinlerin nefes borusuna kaçması ile akciğer üşütmesine bağlı olabilir.
4. Göğüs ortasında yanma, dolgunluk veya baskı hissi.
5. Kilo kaybı: Hastaların bir çoğu yetersiz beslenmeye bağlı ileri dönemde önemli miktarlarda kilo kaybeder.

Dikkat: Genç yaşlarda başlayan yutma güçlüklerinde akalazya tanısı düşünülmesi gerekir. Ileri yaslardaki yutma güçlüğü yemek borusu kanseri işareti olabilir. Hemen göğüs cerrahisi doktorunuza danışın.

DİSFAJİ VE ODİNOFAJİ

Disfaji, latince bir kelime olup yeme güçlüğü manasına gelmektedir ve ağızdan mideye kadar gıdanın geçişindeki duyulabilecek zorluğu ifade etmektedir.
Disfaji, hastalar tarafından gıdanın takılması; asılıp kalması veya aşağı inmemesi şeklinde ifade edilebilir.
Disfaji genellikle organik lezyonları gösterir.

Odinofaji yutma esnasında ağrı hissedilmesidir.
Disfajili hastalar bir parça ağrıdan da yakınabilirler. Fakat odinofaji
terimini disfaji yerine kullanmamalıdır. Odinofaji mukozal inflamasyonu gösterir.

Globus ise boğazda bir topak ya da bir düğüm varmış gibi duyulan histir. Önceleri sadece histerik kişiliğe sahip olanlarda görüldüğünden globus histerikus olarak adlandırılırdı. Fakat günümüzde organik özafajial hastalıklarda da görüldüğü bilindiğinden sadece globus denilmesi daha uygun görülmektedir. Bu yüzden globusu psikolojik nedenlere bağlamadan önce gerekli araştırmalar (KBB konsültasyonu, endoskopi,
manometrik çalışmalar, 24 saatlik pH monitörizasyonu) yapılmış olmalıdır.

Özafagus gıdaların ağızdan mideye nakledilmesinden ve midede ki gıdaların geri kaçışının önlenmesinden sorumludur. Özafagusun alt ve üst uçlarında sfinkterleri mevcuttur. Lümeni yassı hücreli epitelle kaplıdır.

MALLORY WEİSS SENDROMU

Özofagusun (Yemek Borusu) son bölümü ile kardiayı (Midenin ilk bölümü) içeren uzunlamasına yırtıkların ortaya çıkmasına “Mallory-Weiss” sendromu denilmektedir.
Yırtık kanamaya yol açmaktadır. Nitekim sindirim kanalının üst bölümlerindeki kanamaların %5 kadarı bu yırtıklara bağlı olarak gelişmektedir. Yırtıkların %60 kadarı kardiaya yerleşmiştir.
Hastaların çoğu alkoliktir ve hiatus hernisine (mide göğüs boşluğuna fıtıklaşması) sahiptir.
Sürekli ve şiddetli kusmalar, ıkınma, geğirme sonucu yırtık gelişebilir. Normal bir kusmadan sonra “hematemez” (kan kusma) ve melena (katran renginde kanlı cıvık kıvamlı dışkı çıkarma) gelişmişse Malory-Weiss sendromundan kuşkulanmak gerekir.

Çoğu hastada kanama kendiliğinden durur. Ancak kanamanın durmadığı vakalarda yırtığın dikilmesi gerekir. Ameliyat edilmeyen vakalar, hastanede kontrol ve bakıma alınmalıdır.