ALERJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALERJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dermatit

25 Eylül 2009 Cuma

Dermatit ve Egzama eş anlamlıdır. Dermatit, "-it" veya "-itis" eki ile türemiş diğer sözcükler gibi, derinin inflamasyonu olarak çevrilebilir. Ancak, derinin tüm tabakalarının inflamasyonu anlamına gelmez. Dermatit, epidermis ve üst dermisin inflamasyonudur. Bir başka deyişle, epidermis ve üst dermisin zararlı sayılan bir uyarana karşı verdiği yanıttır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, uyaranın gerçekten zararlı olması gerekmez. Bu tepki, uyaranı etkisizleştirmek üzere verilir. En basit inflamasyon, histopatolojik olarak üç temel değişiklikten oluşur: vazodilatasyon, ödem ve lökosit infiltrasyonu. Dermatitlerde bu temel değişiklikler, üst dermisde vazodilatasyon ve ödem, epidermisde hücreler arası ödem, üst dermisde damarlar çevresinde lökosit infiltrasyonu ve bu lökositlerin epidermis içine girmesi ile sonuçlanır .

Epidermisde hücreler arasında biriken sıvı, hücreleri birbirinden uzaklaştırır ve sonuçta epidermis içinde küçük, yuvarlak su toplulukları oluşur. Bir süngerin yapısındaki havalı bölümcüklere benzediği için, bu görünüme "sponjioz" denir. Sponjiozun klinik yansıması, Egzama ların ana elemanter lezyonu olan veziküllerdir. Akut Egzama da, eritemli ve ödemli bir zeminde çok sayıda vezikül görülür. Veziküller, bazan büyüyerek veya birleşerek büller oluşturabilir. Yunanca olan Egzama sözcüğü, "kaynama" olarak çevrilebilir. Egzama da deri yüzeyindeki veziküller, kanayan bir suyun fokurdamasını andırır . Egzama da veziküllerin tavanı birkaç kat epidermis hücresinden oluştuğu ve hücreler arası bağlantılar ödemden dolayı zayıfladığı için, veziküller kolaylıkla açılır, küçük küçük erozyonlar ve sulantı gelişir. Deriden su sızması, ağlamaya benzetildiği için, İngilizcede "weeping" olarak adlandırılır.Egzama sözcüğü halk arasında da yaygın olarak kullanılan bir sözcüktür.

Bununla birlikte, Egzama daki küçük su dolu kabarcıkların mayalanan bir hamurda oluşan küçük hava kabarcıklarına benzemesini vurguladığı için, Egzama sözcüğünün Türkçe sözlük karşılığı olan "mayasıl" sözcüğünü de anımsamakta yarar vardır. Zamanla veziküller kurur ve soyulma başlar. Subakut Egzama da, hafif eritemli bir zeminde çok sayıda skuam ve krut görülür . Skuamlar, özellikle lezyonun kenar kısımlarında, küçük (birkaç mm, hatta bir mm'den daha küçük) halkalar biçimindedir. Bu skuamlar, ilkokul önlüklerine takılan beyaz yakalara benzetilerek, "yakacık" skuam olarak adlandırılır . Krutlar, skuamlar gibi, çoğunlukla çok küçüktür. Bir bölgede toplu iğne başı büyüklüğünde, hatta toplu iğne ucu ile delinme sonrası oluşmuş gibi çok sayıda krut varsa, ilk olarak Egzama akla getirilmelidir . Ortası krut gibi sarı-kahverengi ve yapışık, kenarları skuam gibi beyaz ve kalkık elemanlar, skuam-krut olarak adlandırılır ve Egzama için oldukça özgündür . Zamanla deri kalınlaşmaya başlar. Kronik Egzama da, likenifikasyon ve/veya hiperkeratoz görülür. Likenifikasyon, stratum spinozumun kalınlaşması sonucu oluşan, üzerinde deri çizgilerinin derinleşmiş ve derinin kıvamının kabalaşmış olduğu bir plaktır . Hiperkeratoz derin fissürlere yol açabilir. Kronik Egzama plaklarında yer yer veziküller, yakacık skuamlar ve küçük krutlar görülebilir. Kronik Egzama da zaman zaman sulantılı dönemler olabilir. Egzama her dönemde genellikle kaşıntılıdır. Kaşıntı kaşımayı uyarır. Bir bölgeyi sürekli kaşıma deriyi kalınlaştırır. Bu nedenle, likenifikasyon kronik Egzama nın yanı sıra uzun süreli kaşımayı da çağrıştırmalıdır. Egzama yı başlatan uyaranlar çok çeşitlidir. Dıştan veya içten gelebilir ("ekzojen Egzama " veya "endojen Egzama "). Dış uyaranlar, kimyasal maddeler veya mikroorganizmalar olabilir. Bilindiği gibi, bazı virusların karaciğerde oluşturduğu inflamasyonlar hepatit olarak adlandırılır. Öte yandan, bazı mantarların deride oluşturduğu yüzeyel inflamasyonlar, her ne kadar dermatit olarak adlandırılmazlarsa da, klinik olarak genellikle akut, subakut veya kronik Egzama gösterirler. Bu nedenle, klinik olarak hemen hemen her Egzama tanısı konduğunda yapılması gereken ilk işlem, yüzeyel mantar hastalıklarını dışlamak için, KOH preparasyonu yapmak olmalıdır.

KONTAKT DERMATİT Kontakt dermatit, deriye değen bir kimyasal maddenin toksik (irritan) ya da allerjik mekanizmalar ile geliştirdiği dermatittir. İrritan kontakt dermatit ikiye ayrılır. Asid gibi güçlü irritanların bir kez değinmesi ile oluşan kimyasal yanıklar, primer irritan kontakt dermatit olarak adlandırılır . Sabun ve deterjan gibi zayıf irritanların uzun süre boyunca sık sık değinmesi ile oluşan dermatitler, kümülatif irritan kontakt dermatit olarak adlandırılır. En sık karşılaşılan kontakt dermatit, sık sık su, sabun ve deterjan ile değinme sonucu gelişen "ev kadını Egzama sı"dır. Ellerde kuruluk, çatlaklar ve parmak izlerinde silinme gösterir . Zaman zaman kızarma ve sulanma oluşabilir. Her ne kadar ev kadını Egzama sı olarak adlandırılırsa da, yalnızca ev kadınlarında görülmez, aşçı, barmen ve temizlik işçileri gibi diğer mesleklerde de görülür. Allerjik kontakt dermatit, tip IV (sellüler veya geç tip) hipersensitivite ile gelişir. Deriye değinen hemen hemen her kimyasal madde emilir. Langerhans hücresi, bu maddeyi alır, bir antijen olarak hazırlar, hücre zarı üzerine yerleştirir, lenf bezine gider ve orada T- lenfositlere sunar. Bu antijeni tanıyan T-lenfosit çoğalır (klonal ekspansiyon). Bu duyarlı T- lenfositler dolaşıma katılır. Aynı madde ile yeniden değinme sonrası, antijen ile deride karşılaşan duyarlı T-lenfositler inflamasyonu başlatır. Allerjik kontakt dermatit, en sık imitasyon takılarda ve kot pantolon düğmelerinde bulunan nikele ve çimentoda bulunan kroma karşı gelişir. Kadınlarda en sık kontakt duyarlandırıcı nikel, erkeklerde kromdur. Diğer sık karşılaşılan duyarlandırıcılar, lastikler, kozmetikler ve topikal ilaçlardır. Örneğin, sarı bir merhem olarak piyasada bulunan ve güçlü bir antibakteriyel olan nitrofurazon (Furacin) ile sıklıkla allerjik kontakt dermatit gelişir. Allerjik kontakt dermatitin etkeninin saptanmasında yama ("patch") testinden yararlanılır. Bu testte irritan olmayan konsantrasyonlardaki kimyasal maddeler, bir yama üzerine konur . Yama hastanın sırtına yapıştırılır. Kırksekiz saat sonra yama açılır. Bir maddenin değindiği yerde Egzama gelişmişse , kişinin o maddeye karşı kontakt duyarlılığı olduğu saptanmış olur. Bu maddenin hastanın sorunu olan Egzama nın nedeni olarak sayılması için, hastanın öyküsünde bu madde ile karşılaşmanın olması gerekir. Tüm Egzama larda gerçek tedavi, zararlı sayılan uyaranın ortadan kaldırılmasıdır (eliminasyon). Sulantı varsa ıslak pansuman, sekonder bakteriyel infeksiyon eklenmişse topikal ve/veya sistemik antibakteriyel tedavi, kuruluk ve hiperkeratoz varsa nemlendiriciler ve keratolitikler uygulanmalıdır. Egzama lardaki inflamasyonu baskılamak için, günümüzde en yaygın olarak kullanılan ilaçlar topikal kortikosteroidlerdir. Topikal kortikosteroidler, akut dönemde losyon, subakut dönemde krem ve kronik dönemde pomad bazında kullanılır. İnflamasyon şiddetliyse, lezyonlar çok yaygınsa ve topikal tedaviye direnç gösteriyorsa, kısa süreli, orta dozda sistemik kortikosteroid tedavisi uygulanabilir. Egzama lardaki kaşıntının azaltılması için, özellikle sedatif olan, antihistaminlerden yararlanılabilir.

ATOPİK DERMATİT Atopik dermatit, saman nezlesi, astım ve gıda allerjisi ile birlikte atopik hastalıkları oluşturur. Bu hastalıklar sıklıkla birbirlerine eşlik eder. Atopik dermatitli bir kişinin diğer aile bireylerinde de sıklıkla atopik dermatit ve/veya diğer atopik hastalıklar bulunur. Atopik dermatitli bir kişide ev tozları, polenler, küfler ve hayvan tüyleri-epitelleri gibi sık karşılaşılan allerjenlere karşı sıklıkla mültipl tip I allerjiler görülür. Atopik dermatitli kişilerde, tip I allerjinin sık görülmesinin yanı sıra, sellüler immünite ve fagositoz bozuklukları da vardır. Bu nedenle, atopik dermatitli kişilerde viral, fungal ve Staphylococcus aureus'a bağlı infeksiyonlar sık görülür. Atopik dermatit, klinik olarak uzun süreli, yineliyici ve şiddetli kaşıntılı Egzama lar ile seyreder. Atopik dermatit, çoğunlukla çocuklukta başlar ve erişkinlikte biter. Egzama , en çok bebeklerde yüzde, küçük çocuklarda ekstremitelerde (diskoid = nummuler formda) ve tüm yaş gruplarında boyun, dirsek önleri, kasıklar ve diz arkaları gibi büklüm yerlerinde yerleşir. Özellikle çocuklarda Staphylococcus aureus'a bağlı sekonder bakteriyel infeksiyon sonucu impetijinizasyon gelişebilir. Atopik dermatitli kişilerde Egzama olamadan da şiddetli kaşıntılı nöbetler gelişebilir. Kişi kendini kaşıyarak ya da kaşıtarak rahatlar. Bu kaşıntı nöbetleri, sıklıkla soğuk bir ortamdan sıcak bir odaya girmek, giysileri değiştirmek ve yatağa girip üzerini örtmek gibi ani sıcaklık değişiklikleri ile ve yünlü giysiler ile başlar. Atopik dermatitli kişilerin derisi kurmaya eğilimlidir. Kuruluk, deride çatlaklara neden olur. Böyle bir deriden irritan maddelerin penetrasyonu artar. Bu nedenle atopik kişilerde kümülatif irritan kontakt dermatitler sık görülür. Atopik dermatit patogenezinde iki temel bozukluk üzerinde durulmaktadır: transepidermal penetrasyon artışı ve anormal sellüler immün yanıt. Stratum korneumun yağ içeriği, transepidermal sıvı kaybını ve suda eriyen maddelerin penetrasyonunu önler. Atopik dermatitli kişilerde stratum korneum, bu önleyici görevini tam olarak yapamaz. Böylece gerek irritan maddelerin gerekse allerjenlerin penetrasyonu artar. Normalde sellüler immün yanıt, özellikle

T-helper-1 lenfositlerin uyarılması biçimindedir. Oysa, atopik dermatitte özellikle
T-helper-2 lenfositler uyarılır. Bu lenfositler, B-lenfositleri uyararak, aşırı IgE üretimini sağlar. Esansiyel yağ asidi eksiklikleri gibi bazı metabolik bozukluklarda ve bazı immün yetmezlik sendromlarında atopik dermatit benzeri Egzama ların görülmesi, yukarıda sözü edilen temel bozuklukların önemli bir kanıtıdır.

Prof. Dr. Varol Lütfü Aksungur

ANA Testi Nedir?

14 Mayıs 2009 Perşembe

Anti nükleer Antikor Testi(ANA):
Bazı durumlarda vücudumuzdaki bağışıklık sistemi (immun sistem) kendi vücut hücrelerine karşı antikorlar üretip onları yok etmeye çalışır.
ANA testi aracılığı ile söz konusu bu Antikorlar üretilip üretilmediğni tespit edilir.
Bu testin bir diğer adı da FANA dır. (Floresan Antinükleer Antikor).
Örnek olarak: Sistemik Lupus Eritromatozis (SLE) hastalığında bu test arama testi olarak kullanılır. Ve SLE için Sensitivitesi en yüksek testtir.

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA ALLERJİ

15 Nisan 2009 Çarşamba

Allerji nedir?
Allerji, vücudumuzdaki mikroplara ve zararlı maddelere karşı kullanılan insan savunma mekanizmalarının alışılmışın dışında cevap geliştirmesiyle gerçekleşir.
Bundaki kasıt, normalde bize zararlı olmayan çoğu insanın alışkın olduğu allerji yapıcı maddelere, allerjili kişinin alışamaması, zararlı bir maddeymiş gibi algılaması ve buna karşı aşırı cevap vermesidir.
Bazı kişiler allerji gerçekleştirirken, bazı kişilerin niye allerji gerçckleştirmediği tam olarak bilinmemektedir. Ancak ailesel yatkınlık olup, bu kişilere atopik bünyeli denilmektedir.
Öte yandan sanayileşmiş, gelişmiş şehirlerde alerji daha fazla görülmekte. Kırsalda ve köylerde ise daha az görülmektedir.

Allerji Nedenleri:
Doğada bir çok allerji yapıcı madde vardır. Bunlar:
Başlıca yiyecekler (portakal, çilek, muz, fıstık, deniz ürünleri ve inek sütü gibi çeşitli yiyecekler), kimyasal maddeler ve boyalar, ilaçlar, parazitler (kurtçuklar), çiçek ve ağaç tozları (polenler), ev tozları denilen akarlar, mantarlar (küfler), kedi ve köpek gibi hayvan tüyleri, bazı böcekler (hamam böcekleri gibi) ve bilinmeyen bir sürü neden mevcuttur.
Bunun dışında soğuk ve sıcak da allerji yapabilir.
Allerjiye yol açan bir çok sebep olmakla birlikle bir çok allerjik hastalık da vardır:

Allerji Tipleri:
Allerjik konduktivit: Gözlerin tekrarlayan kızarması, kaşınması ve sulanmasıyla gider.

Allerjik rinit: Burnun kaşıntısı ve akıntısıdır.

Hapşırma ve göz sulanması: saman nezlesi olarak bilinir.
Bu hastalarda göz altında koyu renk halkalar, burunla sürekli oynama, kaşıma ve burunda çizgilenme olabilir.

Allerjik sinüzit ve faranjit: Üst solunum yollarının allrjisidir. Bu hastalarda tekrarlayan öksürük (gece öksürüğü). bademcik ve geniz etleri, geniz akıntısı ve bazen hafif balgam görülür.

Astım bronşiale: akciğerlrin ve hava yollarının allerjiye cevabı ile oluşur. Aralıklı olarak tekrarlayan kuru veya krem renkli hafif bir balgamla birlikte, nöbet şeklinde öksürüğe yol açar ve solunum sıkıntısı ile hırıltıya yol açabilir. Ancak 2 yaşından önce görülen mikrobik sebeple gerçekleşen (virüslerle) ve hırıltılı solunum sıkıntısıyla kendini gösteren bronşiolit denilen hastalık ile karışabilir. Bronşiolit kesinlikle allerji demek değildir.

Deri allerjileri: Egzema, ürtiker (kurdeşen) ve döküntüler (ilaç ve gida allcrjisi) ile ortaya çıkabilir.

Sindirim sistemi allerjisi: Bağırsaklar ve midede gerçekleşen sindirim güçlüğü, ishal, gaz, karın ağrısı ve sancı yapabilir.

Anaflaksi: Allerji yapan etkene karşı aşırı cevap verme sonucu şok ve Ölüme yol açabilen allerjik bir olay olup penisilin allerjisi buna iyi bir örnektir.

Allerji Testleri ve Muayenesi:
Allerjide yol açan etkenden korunmak en önemli tedavi basamağıdır. Ama bu her zaman mümkün olamamaktadır. Yol açan etkeni bulmada deri testleri, kan testlerinden daha güvenilir ve daha ucuz bir yöntemdir.

  • Besin allerjisinde şüphelenilen yiyecekleri teker teker kesip, tekrar almak allerji sebebini bulmada yardımcı olabilmektedir.
  • Yaşanılan evin nemli, bodrum katı olması veya evde nemlendirici olması, küf ve mantar allerjisini düşündürebilir,
  • Mevsimsel ve dışarıya çıkıldığında allerjinin olması çiçek ve bitki tozlarını (polen);
  • Hastanın etrafında evcil hayvan bulunması kedi ve köpek tüyü allerjisini,
  • Yatak odasında kitap, pelüş oyuncak, halı bulunması ve ev süpürürken şikayetin artması ev tozu allerjisini düşündürebilir.
Ayrıca evde fanlı aletlerin bulunması, sigara içilmesi, egzos ve fabrika dumanları allerjik olayları arttırır.

Dikkat Allerji Değil !!!
Kreşte ve okulda tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonu (nezle, grip) geçiren hastalarda allerjik olaylar anabilir ve yanlış yorumlanabilir.
Bu hastalarda her yıl sonbaharda yapılacak grip aşıları korunmaya yardımcı olabilmektedir.
Bunlarla birlikte allerjiyle karışan bir sürü hastalığın olduğu ve bunlarında araştırılması gerektiği unutulmamalıdır.

Allerji Tedavisi:
Tedavide öncelikle ilaçlar tercih edilmektedir. Akciğerde hava yollarını genişletici aceosoller tercih edilir.
Aşılama tedavisi ise, ilaçlardan daha fazla tedavi etkinliğinin olmaması, pahalı ve hayatı riske edecek allerjik olaylara yol açacağı veya hastalığı arttırıcı etkisi olduğu için ikinci basamakta kullanılmaktadır.

Sonuç olarak çocukluk çağı allerjik hastalıkların tedavi edilebileceği, astım gibi hastalıkların ergenliğe geçişle birlikte geçebileceği akılda tutulmalıdır. Ancak bunlar ömür boyunca sürebilir. Hastaların yakın takipte tutulması ve uygun dönemlerde kontrolü gereklidir.

Ürtiker

3 Mart 2009 Salı

Ürtiker vücudun herhangi bir yerinde gruplar halinde oluşan, soluk kırmızı renkli kabarıklıklardır. Bu döküntü bir kaç saat içinde geriler. Eski bir döküntü solarken yerine yenileri çıkabilir. Boyutları bir kalem arkası büyüklüğünden, bir tabak büyüklüğüne kadar değişebilir ve birleşerek büyük alanlar oluşturabilirler. Genellikle kaşıntılıdır, fakat yanma ve batma hissi de olabilir.

Ürtiker kan plazmasının derideki küçük damarlardan dışarı çıkması sonucu oluşur. Bu duruma histamin denen kimyasal maddenin salgılanması neden olur. Histamin mast hücresi dediğimiz hücrelerden salgılanır. allerjik reaksiyonlar, yiyeceklerin içinde bulunan bazı kimyasal maddeler ve bazı ilaçlar histamin salınımına neden olabilir. Bazen ürtikerin neden oluştuğu saptanamayabilir.

Ürtiker oldukça yaygındır. İnsanların % 10-20 si yaşamı boyunca en az bir kez ürtiker atağı geçirir. Bir çok atak bir kaç gün veya haftada geriler. Bazen de yıllarca sürebilir.
Ürtiker göz etrafında, dudakda, cinsel bölgede geliştiğinde aşırı bir şişliğe neden olur. Bu durum hastaları korkutmasına rağmen, genellikle 24 saat içinde geriler. Bununla birlikte nefes almakta ve yutkunmakta zorluk var ise acilen bir doktora başvurulmalıdır.

Akut Ürtiker
Altı haftadan kısa süren ürtikere akut ürtiker denilir. Bu tip ürtikerlerde genellikle ürtikere sebep olan neden bulunabilir. En sık rastlanılan neden gıdalar, ilaçlar ve enfeksiyonlardır. Böcek ısırıkları ve bazı iç hastalıkları ile birlikte görülebilir. Diğer nedenler ise basınç, soğuk ve güneş ışınlarıdır.

Gıdalar
En sık ürtiker yapan gıdalar fındık, çikolata, balık, domates, yumurta ve süttür. Pişmemiş yiyecekler pişmişlere göre daha sık olarak reaksiyona neden olur. Gıdalara eklenen katkı maddeleri ve koruyucular da ürtikere neden olabilir.
Ürtiker neden olan yiyeceğin yenilmesinden bir kaç dakika ile 2 saat arasındaki bir sürede meydana gelir. Bu süre gıdanın sindirim sisteminden emilme süresine göre değişir.
İlaçlar
Antibiyotik, ağrı kesici, sakinleştirici ve idrar söktürücü ilaçlar sıklıkla ürtikere neden olur. Anti asit denen mide ilaçları, romatizmada kullanılan ilaçlar, vitaminler, göz ve kulak damlaları, kabızlık ilaçları vajinal fitiller ürtiker nedeni olabilir. Bu tip bir döküntünüz olduğunda doktorunuza kullandığınız ilaçları söylemek önemlidir.
Enfeksiyonlar
Bir çok enfeksiyon ürtikere neden olabilir. Çocuklarda soğuk algınlığı en sık rastlanılan nedendir.


Kronik ürtiker
Altı haftadan fazla süre devam eden ürtikere kronik ürtiker denilir. Bu tip ürtikerin nedenini bulmak, akut ürtikere göre çok zordur. Kronik ürtilerli hastaların çok azında etken saptanabilir. Doktorunuz ürtikerin sebebini bulmak için size bir takım sorular soracaktır. Hastalığa ait spesifik bir test bulunmadığından doktorunuz size soracağı sorular ve muayene bulgularına göre bazı testler isteyecektir.

Fiziksel ürtikerler
Ürtiker güneş ışınları, sıcak, soğuk, basınç, titreşim ve egzersize bağlı olarak gelişebilir. Güneş ışınlarına karşı gelişen ürtikere solar ürtiker denilir. Bu durum nadiren görülür ve güneşe maruz kalındıktan bir kaç dakika sonrasında gelişir ve bir iki saat içinde geriler. Soğuğa karşı gelişen ürtiker daha yaygındır. Bu tip ürtiker soğuğa maruz kaldıktan sonra derinin ısınması ile ortaya çıkar. Eğer soğuk vücudun geniş alanını etkilemişse, çok fazla histamin salgılanır ve bu durum nefes darlığı, yaygın kızarıklık, yaygın ürtiker ve bayılmaya neden olabilir.

Dermografik ürtiker
Deride yapılan bir ovuşturma veya bir herhangi bir cisim ile bastırıldığında bu alanda ürtiker gelişmesi dermografizm olarak bilinir. Bu durum toplumda % 5 oranında görülür. Özellikle genç bayanlarda aylarca hatta yıllarca devam edebilir.

Tedavi
En iyi tedavi etkenin saptanması ve bu etkenden sakınılmasıdır. Bu kolaylıkla yapılamaz ve bazen imkansızdır. Doktorunuzun yazacağı antihistaminik dediğimiz ilaçlar genellikle ürtikerde iyileşme sağlar. Ürtikerin oluşmaması için en iyi yol anthistaminiklerin düzenli bir şekilde alınmasıdır. Doktorunuz size en uygun olan bir veya birden fazla antihistaminik seçeneğini reçeteleyebilir. Şiddetli olgularda epinefrin veya kortizon enjeksiyonuna ihtiyaç duyulabilir.

SOĞAN NEDEN AĞLATIR?

1 Mart 2009 Pazar

Kesilen soğanın dokusu alinaz enzimi salgılar. Bu enzim sülfoksitleri sülfenik aside çevirir. Bu asitler kendiliğinden yeniden şekillenir ve gözyaşlarının oluşmasını sağlayan sin-propanetiyal-S-oksit meydana gelir. Bu, yaklaşık otuz saniye sürer ve kimyasal etkisini beş dakika içinde kaybeder. Gözün ön tabakasında yer alan kornea, dışarıdan gelecek fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gözü korur. Bu amaçla kornea üzerinde yüksek duyarlılıkta sinirler bulunur. Korneada ayrıca, gözyaşı bezlerini harekete geçirecek algılayıcılar da vardır. Serbest sinir uçları sin-propanetiyal-S-oksiti algıladıklarında, sinir sistemi harekete geçer ve gözyaşı bezinden salgılanan sıvı ile zararlı madde korneadan temizlenir. Soğanın bu etkisini ortadan kaldırmak için, soymadan önce soğanı ısıtabilir ve enzim aktivitesini bozarak gözlerimizin yaşarmasını engelleyebiliriz.

Allerjik Rinit

23 Şubat 2009 Pazartesi


Allerjik rinit, toplumun hiçte küçümsenmeyecek bir bölümünde rastlanan ve son derece yaygın olarak görülen bir hastalıktır.
Mevsimsel allerjik rinit kendisini her yıl belirli bir zamanda ortaya çıkan aksırık, kaşıntı, burun akıntısı ve burunda tıkanma gibi bulgularla belli eder. Bir de yıl boyu devam eden, mevsimsel allerjik rinitle benzerlik gösteren allerjik rinitten bahsedebiliriz. Burada burun mukozasının şişmesine (konjestiyon] bağlı tıkanma daha belirgindir. Ev antijenlerinin en yaygını olan ev tozu akar¬larının mevsimi, evler kış boyunca kapalı kalıp iyi havalandırılmadığı sürece devam eder.

ALLERJIK RİNİTTE NE YAPMALI:
Allerjik rinit tedavisinde, doktorunuzun izleyeceği yol ya ilaçla tedavi yada immünoterapi yani allerji yapan ajan veya ajanlara karşı hassasiyetin azaltılması (desansibilizasyon) olacaktır. Bu iki yöntemin yanında evdeki evcil hayvanların uzaklaştırılması, çevre kontrolüne yönelik vakumla temizleme, havayı filtre ederek temizleyen sistemler ve havalandırma (air conditioning) gibi tedbirler de ihmal edilmemelidir. Hastalardaki belirtileri aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz:
  1. Aksırık
  2. Kaşıntı
  3. Burun Akıntısı
  4. Burunda Tıkanma ( Konjestiyon )
  5. Kuruluk Hissi
Doktorunuzun uyguladığı tedavinin yeterince yararlı olabilmesi için hastada yukarıdaki sıralamış olduğumuz belirtilerden hangisinin ön planda olduğunun bilinerek ilaç seçilmesi önem kazanmaktadır. Örneğin bir grup hastada öncelikle burun akıntısı, bir başka grupta burun tıkanıklığı yada aksırık, kaşıntı gibi belirtiler ön plandadır.

Astım ve Alerji

ASTIM VE ALERJİLERİN ERKEN BELİRTİLERİ:

• Ailede astım ve allerji olduğu biliniyorsa
• Bir yıl içinde en az 3 kez hırıltı ve göğüsten solunum sırasında gelen ıslık benzeri ses atağı olmuş ise
• Her çocuğun koştuğu- oynadığı kadar efor sarfetmesine rağmen çabuk yoruluyor ve yorgunlukla birlikte öksürük nöbeti ya da göğüste hırıltı başlıyorsa
• Nezle veya grip gibi enfeksiyonlar çok uzun süre devam ediyor ve ardından öksürük nöbetleri başlıyorsa,
• Atopik dermatik ya da egzama olarak adlandırılan ve dirsek çukurları, diz arkası ve boyun gibi özel alanları tutan kaşıntılı deri hastalığı gelişmişse,
• Kan tahlillerinde bazı allerji ile ilgili parametreler (örnek: eozinofil sayısı, immünglobulin E gibi) hep yüksek çıkıyorsa,
• Geceleri burun tıkanıklığı ve ağızdan nefes alma şikayetleri başlamışsa,
• Geniz eti büyümesi (adenoid hipertrofisi) problemi ile karşı karşıya kalmışsanız,
• Sık sık sinüzit veya orta kulak iltihabı atakları oluyorsa
• Orta kulak iltihabı"kulakta sıvı var" ya da "kulak zarında çökme var" gibi tanımlamalarla ifade ediliyorsa
• Sabah uyanınca ard arda birçok kez hapşırma oluyor ve öğlene kadar nezle hali devam ediyorsa
• İlkbaharda aylarca süren burun kaşıntısı, hapşırma, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi şikayetler ortaya çıkıyorsa,
• Ve bu şikayetler klasik antibiyotik, antigribalya da öksürük şurubu gibi tedavilere rağmen iyileşmiyorsa


Lütfen bir allerji uzmanına başvurun ya da doktorunuzdan sizi bir allerji uzmanına yönlendirmesini rica edin.

Astım


Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşları ) etkileyen bir hastalıktır.
Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir, astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır.

ASTIM BULGULARI:
Öksürük: Astımın sık bir bulgusudur.özellikle gece öksürüğü olur.
Vızıltı: Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur.
Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken
zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
Sık Soluma: Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus
ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından
hasta daha sık nefes alıp verebilir
Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler: Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir

KOMPLİKASYONLAR:
Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler] ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

TEDAVİ:
Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar temel olarak solunum yoluyla alınır ve bu ilaçlar 2 grupta ele alınabilir. Birinci grupta semptom giderici yani hastayı rahatlatıcı ilaçlar yer alır. Etkileri 1-2 dakika içerisinde başlar ve hastanın nefes darlığı, hırıltılı solunumu, öksürüğü azalır ya da kaybolur. İkinci grupta ise hastalığı tedavi eden ya da bir başka deyişle kontrol altına alan ilaçlar yer alır. Bunların büyük bir kısmı solunum yoluyla kullanılmakla beraber tablet yada enjektabl bazı ilaçlar da, gerektiğinde bu amaçla kullanılabilir.